17.05.2017

..: İştahınızı Açacak 20 ‘Lezzetli’ Film :..



Bazı filmler sizi güldürür, bazıları ağlatır, bazıları ise sizi iliklerinize kadar ürpertir. Ama bazı filmler vardır ki, izlemeye başladığınız andan itibaren, karşınıza gelen leziz yiyecekler yüzünden karnınızın acıkmasına engel olamazsınız.  Eşsiz sunumlarıyla, mis kokulu baharatlarıyla, ekrana elinizi uzatıp almak ve yemek isteyeceğiniz muhteşem yemeklerin olduğu 20 filmi sizler için derledim. Afiyet olsun!


Willy Wonka & the Chocolate Factory (1971)



Dünyanın en popüler ve en çok satış yapan çikolata fabrikasının iş yerinden dışarı adımını atmayan garip sahibi Willy Wonka, günün birinde kapılarını kimseye açmadığı fabrikasını beş çocuğa gezdirme kararı alır.

Ailesi çok fakir olan Charlie’nin şansı yüzüne güler ve çok istediği çikolata fabrikasını görmeye hak kazanan 5 çocuktan biri olur. Acaba Willy Wonka’nın gizemli ve büyüleyici dünyasına adım attığında da o kadar şanslı olup çocuklar arasından sıyrılıp birinciliği kapabilecek midir?


La grande bouffe (1973)



Film, hayatından bezmiş 4 adamın hafta sonunda bir eve kapanıp kendilerini sefahate vererek ve sürekli yiyip içerek intihar etmeye kalkışmasını konu ediniyor.


Tampopo (1985)



İki Japon arkadaş, Goro ve kamyonculuk yapan Gun karınları aç bir şekilde bir lokantaya girerler. Geleneksel bir Japon çorbası olan ramen siparişi verirler. Tampope adlı dul bir kadın ve ailesi tarafından işletilmekte olan restorantta tattıkları çorbanın tadı gerçekten berbattır. Bunu Tampope’ye söylediklerinde kadın üzülür ve paniğe kapılır. Çünkü işleri hâli hazırda pek de iyi gitmemektedir. İkili, tecrübeyi ve enerjiyi birleştirerek ona yardım etmeye karar verirler ve restorantın ramen ile ünlenmesi için kolları sıvarlar. Gun bu işte daha deneyimlidir, tarifi uygulamak ister ama bunun için de birlikte çalışacağı bir ekibe ihtiyacı vardır.

Babette’s Feast (1987)



Film 19. yüzyılda politik sebeplerle Paris’ten kaçarak Danimarka’da bir kıyı kasabasına sığınan Babette’in başından geçenleri anlatıyor. Onu evlerine alan iki dindar kız kardeş bir süre sonra Babette’in onların hayatlarını da etkileyecek büyük bir sırrı olduğunu öğrenecektir.

The Cook the Thief His Wife & Her Lover (1989)



İngilizler, Amerikan sinemasının aksine çok fazla tehlikeli sularda yüzmeyen, daha belirli sınırlarda kalmayı tercih eden yönetmenleriyle maruftur. Ancak “Aşçı, Hırsız, Karısı ve Aşığı” bu standardizasyon kalıpları içinde değerlendirilebilecek bir film asla değil. Bu film, çatlak İngiliz yönetmen Peter Greenaway’in korku ile komedi unsurlarını başarıyla harmanladığı bir film. Konusuna gelince; filmde iğrenç bir insan olan korkunç haydut Albert’i izleyeceğiz. Bu ceberut kişilik, adamları ve karısı Georgina ile birlikte her akşam aynı lokantada kurdurduğu açgözlü sofrada yemek yemektedir. Albert’in saçtığı dehşet, Fransız aşçı Richard’ın, yemek aralarında Georgina’nın aşığı Michael ile mutfak köşelerinde yatıp kalkmasına göz yummasına sebep olmaktadır.

Like Water for Chocolate (1992)



Gözden uzak bir Meksika kasabasında geçen hikâyede, Tita ve Pedro birbirlerine aşıktır, en büyük hayalleri ise evlenebilmektir. Evliliklerinin önündeki engeller, Tita’nın ailesi ve geleneklerinden kaynaklıdır. Tita evin en küçük kızıdır ve geleneklerine göre en büyük ablası evlenmeden sıra ona gelmeyecektir. Öte yandan da yaşlı annesine bakmak zorundadır. Ancak bir noktadan sonra Tita’nın en büyük talihsizliği evliliğin önündeki engeller olmayacaktır. Zira annesi, Pedro’ya Tita’nın ablasıyla evlenmesini teklif eder ve Pedro da bunu kabul eder. Kalbi kırılan Tita, üstüne Pedro ile aynı evde yaşamak zorunda kalacaktır…


Eat Drink Man Woman (1994)




Yaşlıca bir yemek şefi olan Chu, üç kızı ile birlikte yaşamaktadır. İçlerinden ortanca olanının gelecek planları, umulmadık olaylarca etkilenir. Bununla beraber aynı evde yaşadığı diğer insanların da hayatları bir şekilde değişmeye başlayacaktır. Aile, her pazar akşamı Chu’nun geleneksel Çin mutfağının en güzel örnekleri ile donattığı sofranın başında toplanır.

Chu’nun en büyük kızı Jia-Jen, bir kimya öğretmenidir. Ortanca kızı Jia-Chien bir hava yolu şirketinde yöneticilik yapmakta ve Jia-Jen’e kıyasla oldukça dışa dönük, özgür bir hayat yaşamaktadır. Chu’nun küçük kızı Jia-Ning ise bir hamburgercide çalışmaktadır. Film, bir üçlemenin son filmidir. Yönetmen Ang Lee, bu filmle En İyi Yabancı Film dalında Oscar adaylığını getirmiştir. Ayrıca Altın Küre ve İngiltere’nin en saygın sinema ödüllerinden BAFTA’ya da aday gösterilmiştir.

Big Night (1996)




İtalya’da yaşayan Primo ve Secondo mutfak konusunda yetenekli olan iki kardeştir. Primo’nun şeflik becerileri ve yemek dehası ile Secondo’nun finansal hamleleri, onları Amerika’ya taşınmaya iter. Amerika’da şık bir İtalyan restoranı açıp yeni bir hayata başlamanın planlarını kurarlar. Nihayetinde istedikleri yeri açarlar ve ismini ”Paradise” koydukları mekanlarında Primo, müşterilerinin alışık olmadığı tarzda yenilikçi yemeklerini yapmaya başlar. Ancak hem Secondo’nun bir işletmeci olarak verdiği çabalara hem de Primo’nun olağanüstü yemeklerine rağmen işler yolunda gitmez ve bu duruma bir çare bulmaları gerekir.

Simply Irresistible (1999)



Ailesinden geride tek kalan lokantayı işletmeye çalışan Amanda yemek pişirme konusunda pek de başarılı değildir. Müşterilerinin sadece geçmişten kalma birkaç kişinin olduğu bu lokanta iş yapmadığı için satılma tehlikesi altına girer. Bu arada Tom ile tanışan Amanda aşık olunca inanılmaz güzel yemekler pişirmeye başlar, hissettiği duygular yemeklerine de yansır.

Chocolat (2000)



Her şeyden uzak, minik bir Fransız kasabası… Genç bir kadın ve kızı kasabaya taşınırlar. Kasabanın tüm sıradanlığına şirk koşan bu iki kadın, oldukça farklı ve sevimli bir çikolata dükkanı açarlar. Bu tip zevklerin tatminkârlığından habersiz olan kasaba ahali, bu küçük dükkanın onlara sunduğu hazlar dünyasıyla bugüne kadar yaşamadığı, yeni bir hayatı keşfeder. Ancak öteki taraftan, kasabanın yaşadığı bu tatmin duygusunun tam karşısında duran kasaba sakinleri de vardır. Gizli bir soğuk savaş başlayacaktır.

Mostly Martha (2001)



Martha, şık bir restoranın hırslı baş aşçısıdır. Hayatında işinden ve yemeklerden başka hiçbir şeye ve hiç kimseye yer yoktur. Ta ki bir gün trafik kazasında hayatını kaybeden kız kardeşinin sekiz yaşındaki kızı kapısında belirene kadar… Martha işindeki başarısından ödün vermeden inatçı yeğenini yetiştirmeye çalışırken, bir “felaket” daha olur. Çalıştığı restorana yeni bir aşçı alınır. Bu aşçı, hayatı seven, özgür ruhlu Mario’dur ve ilk andan itibaren Martha niyetlerinden büyük kuşkular duyar… Ama vakit ilerledikçe Martha, Mario’nun elinde onun sahip olmadığı bir tarif olduğunu görecektir. Hayatı gerçekten yaşamanın tarifi..

A Touch of Spice (2003)



Fanis, çocukluğunu İstanbul’da geçirmiş bir Yunanlı gençtir. Hem bir filozof hem de bir akıl hocası olan büyükbabası, ona birçok şey öğretmiştir. Bu öğrettiği şeylerin en önemli olanı ise yemek yapmaktır. Fanis’in en büyük hayali tam olarak bir yetişkin olduktan sonra başarılı bir aşçı olmaktır. 35 yıl boyunca Atina’da yaşadıktan sonra İstanbul’a dönecek ve aşk ile tutkunun şehrine aynı duygularla gidecektir.

La finestra di fronte (2003)


Giovanna, tavuk paketleyen bir firmada muhasebecidir. Biraz şüpheli bir işi olan, mezarlıkta çalışan bir adamla evlidir. Genç kadın, ilk başta karşı apartmanda oturan genç bir adamın hayatını merak etmeye başlar. Sonrasında da ona aşık olur. Aralarındaki ilişki, Giovanna’nın yaşlı bir adamdan öğrendikleri doğrultusunda giderek daha da güçlenir. Bu yaşlı adam ansızın hayatlarına girmiştir. Yaşlı adam 1943 yılı sonbaharında yaşanan bazı olaylara takmış durumdadır ve hafızasını oralarda bir yerlerde yitirmiştir sanki. Giovanna ile kendine bir sığınak bulmuştur.

Ratatouille (2007)





Şişman fare Remy, yemeğe olan düşkünlüğü nedeniyle tek bir hayale sahiptir: Aşçı olabilmek! Bu idealini gerçekleştirmek için Paris’in yolunu tutan sevimli fare kaza eseri kendisini şehrin en iyi restoranının kanalizasyonunda bulur. Restoranın yeni çöpçüsüyle ilginç bir anlaşma yapan Remy, tüm hünerlerini sergileyebileceği büyülü mutfağa ulaşmıştır. Ancak bu tek hayalini gerçekleştirmek, farelerden iğrenen bir insanlığın var olduğu bir dünyada pek kolay olmayacaktır.

Waitress (2007)



Bazı evlilikler öyle sıkıntılı hâle gelir ki taraflardan biri için en azından, en büyük beklenti o girdabın içinden kurtulmak için çıkış yolu aramak olur. Baskıları fazla bir eş olan Sisto, artık davranışları ile karısı Jenna’yı fazlası ile bunaltmıştır. Genç kadının tek isteği garsonluk yaparak biriktirdiği para ile onu terk edebilecek gücü bulabilmektir.

Jenna, müthiş lezzette ve görüntüde pastalar ve kekler yapabilmektedir. Hayatındaki zorluklarla ve sorunlarla baş edebilecek gücü, ancak mutfakta bulabilmektedir. Ancak hesapsız bir şekilde gelen hamileliği bütün beklentilerinin ve umutlarının sarsılmasına neden olacaktır. Öte yandan da, hayatında hiç hissetmediği kadar büyük bir güven duygusu ile dolar içi. Doğmamış çocuğundan gelen mektuplar, önüne yepyeni bir pencere açılmasına neden olacaktır.

No Reservations (2007)




İyi bir baş aşçı olan Kate, hayatını tıpkı çalıştığı restoranın mutfağını yönetir gibi yaşamaktadır. Disiplin ve mükemmeliyetçilik başta olmak üzere kuralcı, tatlı sert bir kadındır. Bir gün yaşamı, hayatına giren iki kişi ile değişime uğrar. Yeğeni Zoe’nun gelmesi ile dengeleri alt üst olan Kate bir taraftan da aşka doğru yol almaktadır. Nick’e hissettikleri alıştığı disiplini aşan bir duruma sevk eder onu. Şimdi bu yeni hayatla mücadele söz konusudur. Hiçbir şeyin kurallar içinde kalması pek olası görünmemektedir.

I am Love (2009)



‘Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi’ ile tanınan İtalyan yönetmen Luca Guadagnino’nun Oscar’a da aday olan filmi ‘Benim Adım Aşk’, İtalya’da tekstil işiyle uğraşan zengin bir ailenin trajik öyküsünü anlatıyor. Ailenin hasta büyükbabası işi oğlunun ve torununa bıraktığını ilan eder. Evin Rus asıllı gelini Emma hem kocasının ve oğlunun iş seyahatleri hem de kızının evi terk etmesi yüzünden kendini yalnız hisseder. Aşkı Antonio ile tanışan Emma kendini yeni bir dünyada bulur.

Julie & Julia (2009)



İki gerçek hikayeden yola çıkan film, farklı zaman dilimlerinde yaşayan ve kendi zaman dilimlerinde benzer mücadeleler vermiş olan iki kadının hikayesini merkez alıyor. Zaman ve mekan olarak ayrı olsalar da hayatları iç içe geçen bu iki kadın, bizlere tutku ve cesaretle her şeyin başarılabileceğini gösteriyor.

Eat, Pray, Love (2010)



Elizabeth Gilbert’in filmle aynı ismi taşıyan ve kendi hayat deneyiminden yola çıkarak yazdığı ses getirici kitaptan beyazperdeye uyarlanan filmde, acılı bir boşanmanın ardından kendini bulma ümidiyle İtalya, Hindistan ve Bali’yi kapsayan uzun bir gezi turuna çıkan Elizabeth’in hikayesini anlatılıyor. Tabi ki bu geziyi genç kadın için unutulmaz kılacak olan şey, yakışıklı Latin erkeği Javier Bardem’in canlandırdığı Felipe’nin Elizabeth’in kalbini çalması olacaktır.

Chef (2014)



Carl Casper şık bir restoranda çalışan bir baş aşçıdır. Kendi mutfağına ait yemekleri nefistir ama lokantanın menüsüne bağımlı çalıştıkça yaratıcılığı ve ona bağlı olarak da yemeklerinin lezzeti düşüşe geçer.  Üstelik önemli bir gurmenin yemekleri hakkında yaptığı olumsuz eleştiriler Carl için bardağı taşıran son damla olur. Yeteneğine rağmen kariyerinde düşüşe geçtiğini hisseden Carl’a tam da bu dönem bir teklif gelir: ikinci el bir yemek karavanı al ve kendi  işinin patronu ol! Oğlu Percy ve eski bir arkadaşı olan Martin’in yardımıyla Carl Amerika yollarında yemeğe ve yeni lezzetlere ve de en önemişi hayata dair tutkusunu yeniden keşfedecektir.

Hiç yorum yok: