My Friend Of Misery

Madness... is like gravity. All it takes is a little... Push!



Bu filmlerde başrollerde insanlar değil hayvanlar var. Ancak bu hayvanlar öyle sevimli, canayakın ya da insan dostu olacak türde değil. Hepsi de birbirinden tehlikeli, saldırgan ve ölümcül. Üstelik tek bir amaçları var: İnsanları öldürmek. İşte karşınızda katil hayvanlar!


THEM! (1954)

1954 yılı mahsulü bu erken dönem science-fiction denemesi, bir canavar mahlûkat filmi; bu defa dünyanın başına bela olanlar: karınca kabilesi! New Mexico’daki bir çölde, nükleer silah denemeleri sonucu mutasyona uğrayan karıncalar devasa canavarlara dönüşür. Karıncaların ilk hedefi bir devlet ajanı olur. FBI ajanı ve ailesi yok edilir. Sonra sıra yavaş yavaş diğerlerine gelecektir. Dev karıncalar dehşet saçmaktadır. Giderek olayın gerçek failleri olan dev karıncalar hâkimiyeti ele almaya başlarlar. Güneydeki tüm Amerikan şehirleri artık tehdit altındadır. Görevli ekiplerin canavarların yuvalarını bulup yok etmesi sorunu halletmeyecektir. Kraliçe karınca kaçmıştır ve daha fazla yumurtlamadan durdurulması gerekmektedir.



THE BIRDS (1963)

Melanie Daniels, San Francisco’da kuş satan bir dükkânda Mitch Brenner’la tanışır. Mitch, kız kardeşinin doğum günü için ona bir çift muhabbet kuşu almayı istemektedir, ancak mağazada muhabbet kuşu yoktur. Melanie ve Mitch, bu sırada daha önce tanışmış olabilecekleri ihtimaliyle karşılaşırlar. Bu durum bir aşk üçgenine dönüşür ve doğum günü esnasında ortaya çıkan bir kuş saldırısıyla işler iyice karışır.

NIGHT OF THE LEPUS (1972)

Tavşan üremesini kontrol altına almak amacıyla bilim adamları bazı deneyler sonucu bir serum keşfederler. Fakat serumun hiç beklenmedik sonuçları ortaya çıkacaktır zira, deney sevimli tavşanlarda ters teper ve onları önlerine çıkan her şeyi katleden, insan yiyen dev canavarlara dönüştürür. 1970′lerin B tipi canavar filminin yönetmenliğini ise William F. Claxton üstleniyor. Başrollerde ise Stuart Whitman ve Janet Leigh yer alıyor.

JAWS (1975)

Küçük bir tatil beldesi olan Amity Adası obur, beyaz bir köpekbalığı tarafından ziyaret edilmeye başlanır. Yaşanan birkaç ölüme rağmen belediye başkanının kârı ve turizmi önde tutan tavrı nedeniyle olay fazlaca su yüzüne çıkarılmaz. İlgililer, konuyu gizlemeye çalışıp konu hakkında konuşmaktan geri kalırlar. Plajın kapatılması başkan tarafından yasaklanır. Bir gün bir çocuk ölümü gerçekleştiğinde ise artık kamu bu köpekbalığını aramak ve bulmak için hazır kıta olacaktır.



SQUIRM (1976)

Georgia’ın Fly Creek bölgesinde çıkan güçlü bir fırtına elektrik hatlarını devirir ve yağmurdan ıslanmış toprak üzerinde aşırı gerilime sebebiyet verir. Bu olay solucanlar üzerinde büyük değişime yol açar ve kana susamış bu canlılar yeryüzüne çıkar. Port Wentworth, Georgia’da 24 günde çekilen 1976 yapımı bu kült korku filmi, yönetmen Jeff Lieberman’ın ilk ve en popüler filmi.

GRIZZLY (1976)

Yaklaşık dört metre boyunda aklını kaybetmiş dev bir ayı, eyalet parkına gelir ve ortalığı savaş alanına çevirir.

ORCA THE KILLER WHALE (1977)

Kaptan Nolan adlı bir denizci, Orca diye tanımlanan balinalardan yakalar. Yavrusu da avlanmıştır. Ailesini yitiren Orca’nın eşi olan balina da intikam peşine düşer. Her şeyden önce Nolan’ın yaşadığı bölgede dehşet anlar yaşatır insanlara. Bölge sakinleri ise onun öldürülmesini isterler. Kurtuluş için tek çare budur. Bu insanların etkisi altındaki Nolan, sonunda yanına Rachel adlı deniz biyoloğunu ve bir Kızılderili balina avcısını da alarak sefere çıkar. Amaçları bu balinayı ele geçirmektir. Zorlu bir macera başlayacaktır.



THE WHITE BUFFALO (1977)

Vahşi Batı’nın iki efsanevi figürü olan Vahşi Bill Hickok ve Çılgın At, dehşet saçan beyaz canavarı beraber aramaya karar verirler. Ama aynı zamanda kaderlerini de yazacaklardır. J. Lee Thompson klasikler arasına girmiş filminde başroller Charles Bronson ve Will Sampson’ın yanı sıra Jack Warden, Kim Novak ve Slim Pickens de yer alıyor.

PIRANHA (1978)

Genç bir çift dağlık bir alandaki Amerikan Ordusu’nun test alanında büyük bir havuz olduğunu görür. Her şeyden habersiz çift, sıradan olduğunu düşündükleri bu havuza girer, oysa havuz piranaların yuvasıdır ve çift piranalara yem olur. Kaybolan gençlerden birinin babası tarafından tutulan ve onları aramakla görevlendirilen genç kadın ormanda yaşayan alkolik bir adamla tanışır ve onunla birlikte bu havuzda neler olduğunu öğrenmeye gider. Bu esnada bazı deneyler sonucu genlerinde farklılıklar meydana gelen bu piranalar artık havuzdan kurtulmuş ve nehre ulaşmıştır. Bundan sonra çevrede yaşayanlar büyük bir ölüm kalım mücadelesine girecektir.

CUJO (1983)

Vic ile Donna, en yakın şehre bile oldukça uzak bir yerde yaşamaktadırlar. Evlilikleri artık son günlerini yaşıyor gibidir. Oğulları Tad ise sürekli olarak gördüğü karabasanlar yüzünden zor günler geçirmektedir. Vic bir gün bir iş için başka bir yere doğru yola çıkarken Donna’ya bozuk olan arabalarını bırakır ve bunu kasabanın dışındaki bir tamircide tamir ettirmesini ister. Donna oğlu Tad ile beraber tamirciye doğru yola çıkar. Ancak gideceği yere vardığında korkunç bir tabloyla karşılaşır. Tamircinin köpeği olan Cujo, kuduz olmuştur ve etraftaki herkesi parçalamıştır. Donna ve Tad, arabanın içinde mahsur kalmışlardır.



RAZORBACK (1984)

Domuzu andıran vahşi ve saldırgan bir yaratık, Avustralya taşrasında dehşet saçmaya başlar.

ARACHNOPHOBIA (1990)

Örümcekten korkma anlamına gelen Araknafobya (Arachnophobia) hastalığını odak merkezine alan film, Venezuella’nın yağmur ormanlarında yaşayan tropikal ve oldukça zehirli bir örümcek türünün bir gemide California eyaletine taşınmasını ve dev canavarlara dönüşerek burada yarattığı dehşeti konu alıyor.

 THE GHOST AND THE DARKNESS (1996)

1896 Afrikası’nda kudurmuşçasına insanlara saldıran vahşi bir çift aslan demir yolu yapımını durdurmuştur. Canavarlar birlikte avlanmakta, ne insandan ne de kurşundan korkmamaktadırlar. Dahası, yemek için değil zevk için öldürmekte, kendilerini bekleyen tüm tuzakları doğaüstü bir güçle sezebilmektedirler. Usta avcı Remington (Douglas) ve mühendis Patterson (Kilmer) canavarlarla savaşmak üzere bölgeye gelirler. İnsanın vahşi doğaya karşı bu mücadelesinde, avcılar kendilerini av olarak bulacaklardır.



ANACONDA (1997)

Dr. Steve Cale tanınan bir antropologdur. Terri Flores ise bir yönetmendir. İkisi bir araya gelip esrarengiz bir Kızılderili topluluğu hakkında bir belgesel çekmeye karar verirler. Yolculukları esnasında batmakta olan bir tekneye rastlarlar. Bu teknede ölüm kalım mücadelesi veren Paul Sarone’yi oradan kurtarırlar. Paul onlara aradıkları şeyi bulmaları konusunda yardım edeceğini söyler. Ancak Paul’un amacı, devasa bir anakondayı avlamaktır. Avcılar ve avlar, ormanın ortasında baş başa kalacaklardır.

JURASSIC PARK (1993)

Fosilleşmiş bir sivrisinekten çıkarılan dinozor kanı, bilim adamlarına DNA ile yeniden dinozor yaratma imkânı verir. Dr. Hammond, bu DNA’dan yola çıkarak genetik olarak dinozorlar geliştirir ve bir tür hayvanat bahçesi açar. Çeşit çeşit dinozorların canlı olarak görülebileceği bu özel hayvanat bahçesinin ilk test ziyaretçileri ise bir avukat, bir matematikçi, bir dinozor uzmanı ve bir bitkibilimci ile Hammond’un torunlarıdır. Dinozor embriyolarını ele geçirmek isteyen biri güvenlik sistemini devre dışı bırakınca, bütün dinozorlar adada serbest kalır.

LAKE PLACID (1999)

Tatilcilerin ve turistlerin sıkça ziyaret ettiği bir mevki olan Placid Gölü, timsah saldırıları ile çalkalanmaktadır. Timsah saldırılarının önünü kesmek adına New York’tan konu üzerine uzman bir ekip gönderilir. İşlerin planlandığı gibi gitmeyeceği ise açıktır. Zira bu canavar timsahlar, diğer timsahlara benzememektedirler.



SNAKES ON A PLANE (2006)

Acımasız bir suç örgütünün lideri olan Eddie Kim, bölge savcısını öldürür ve bu olayın tek görgü tanığı Sean Jones isimli bir adam olur. Bu cinayet artık bardağı taşıran son noktadır ve suç örgütünü durdurmak için geniş çaplı bir operasyon başlatılır. Bu kapsamda Los Angeles’a gidip mahkemeye olayla ilgili ifade vermesi gereken Sean, yolculuk için hazırlanmaktadır. Oldukça tehlikeli geçeceği düşünülen bu yolculuğun planı son derece tecrübeli bir güvenlik uzmanı olan Neville Flynn tarafından yapılır. Ancak tüm bu titiz çalışmalar boşa gidecektir. Zira Eddie zannettiklerinden de korkunç bir insandır. Uçağa yerleştirdiği onlarca zehirli yılan sadece Sean değil tüm yolcuların hayatını tehlikeye atacaktır.

BLACK SHEEP (2006)

Oldfield, Yeni Zelanda’nın yeşil tepelerinde ailesinin sahip olduğu çiftlik yaşamına uzak büyümüş, koyun fobisi olan bir bilgisayarcıdır. Pek çok koyunun beslendiği bu yeşil tepelere mecbur kalmadıkça ayak basmak istememektedir. Yine böyle bir mecburiyetin doğması nedeni ile bir gün çiftliğe dönmesi gerekir. Ailesinden kalan çiftlikten kendisine düşen hisseleri abisi Angus’a satacaktır. Oldfield, çiftliğe doğru isteksizce yola çıkarken Angus oldukça tehlikeli işlere girişmiştir. Kurmuş olduğu genetik mühendislik ünitesinde oldukça sorumsuz işler yapmaktadır. İşleri daha da karıştırmak üzere olan beceriksiz bir grup doğa aktivisti, Angus’un laboratuvarından bir mutant koyunu kaçırıp serbest bırakınca bütün çiftlik birbirine girer. Koyunlar, kendi doğalarından çıkarak kana susamış birer katile dönüşmüşlerdir. Oldfield’in en büyük korkusu ile yüzleşmesinin zamanı gelmiştir.

ROGUE (2007)

Yazmak uğrunda çıkılan her türlü yolculuk riskler barındırabilir içinde. Pete de bu alanda emek vermeyi seçen Amerikalı bir gezi yazarıdır. Bir nehir gezisine çıkar ve hiç umulmadık bir anda civarda hayat sürmekte olan bir timsah her şeyi altüst eder. Tekne batar ve içindekiler küçük bir kara parçasına tutunmaya çalışırlar. Akşama doğru sular yükselmeye başlayınca kâbus da görünür bir hal alır. Timsah ziyadesi ile büyüktür.

BLACK WATER (2007)

Kuzey Avustralya’da tatildeyken Gracie, kocası Adam ve genç kız kardeşi Lee, balık avlamak için Blackwater Barry turuna katılmaya karar verirler. Rehberleri olan Jim küçük bir bot kullanmaktadır. Nehir boyunca ilerleyip onları özel bir bölgeye getirir. Durdukları sırada büyük bir timsah botlarını parçalar ve Jim’i anında öldürür. Kurtulan üç kişi bir ağaca tırmanırlar ve kimsenin onları kurtarmaya gelmeyeceğini fark ederler. Bir şekilde korunaklı mekânlarına geri dönmenin yolunu bulmak zorundadırlar. Film gerçek olaylardan uyarlanmıştır.



Kaynaklar: Beyazperde, Wikipedia, IMDB


Related Posts with Thumbnails