My Friend Of Misery

Madness... is like gravity. All it takes is a little... Push!


Duyularınızın birinden vazgeçmenizi isteseler hangisinden vazgeçerdiniz? Duymak? Dokunmak? Tat almak? Bunlardan herhangi birini yitirmek her ne kadar zor olsa da sanırım en ürkütücü olanı görme yeteneğinizi kaybetmek olacaktır. Dünyanızın bir anda kararması hissi o kadar tedirgin edicidir ki, ekstra etkenler olaya dahil olmasa bile başlı başına bir korku kaynağıdır.


İspanyol korku sineması, son yıllarda oldukça gelişmeye, izleyiciye Hollywood'dan daha çok keyif vermeye başladı. Her ne kadar Julia's Eyes saf korkuyu perdeye yansıtmasa da, filmi izlediğinizde başarılı kurgusu sayesinde gerilim anlamında damağınızda yeterli bir tat bırakmayı başarıyor. Hele bir de benim gibi "göz" temalı filmlere karşı zaafınız varsa, Los ojos de Julia, kaçırmamanız gereken gerilimlerden biri.


El Orfanato'dan tanıdığımız Belen Rueda, karşımıza 2 rolle birden çıkıyor. Guillermo de Toro'nun yapımcılığını üstlendiği, Guillem Morales'in yönettiği film, oldukça başarılı bir açılışla başlıyor ve izleyicide daha ilk sahneden merak uyandırmayı başarıyor. Görme sorunları yaşayan ikizi Sara'nın ölümünün ardından, bu ölümün ardındaki gizemi ortaya çıkarmak için çabalayan Julia'nın hikayesini anlatıyor film. Kocası dahil kimsenin inanmadığı Julia, kardeşine olanları öğrenebilmek için inatla olayların peşinden gidiyor ve peşinde izleyiciyi de sürüklüyor.



Astronomi mühendisi olan Julia, uzun zamandır haber alamadığı kardeşi Sara'nın öldüğünü, daha doğrusu intihar ettiğini öğrenen Julia'ya polisler, körlüğe daha fazla dayanamadığı için bu yola başvurduğunu söyler. Psikolog olan kocası dahi buna inanmaktadır. Ama Julia, bu işte bir terslik olduğunu daha kardeşinin evine ayak basar basmaz hissetmiştir. Kocası Isaac ise Julia'nın bu kadar strese girmesini istememektedir, çünkü stres onun en büyük düşmanıdır. Julia da tıpkı ikiz kardeşi Sara gibi adım adım körlüğe yaklaşmaktadır ve ani stres atakları durumunu daha da kötüleştirmektedir. Ama Julia kafasına koymuştur bir kere, ne yapıp edecek ve durumu çözecektir. Bu yüzden kocasından habersizce olayın üzerine gitmeye başlar. Ne yazık ki Sara'nın son bir yıl yaşadıklarına dair hiçbir bilgisi yoktur. Bilgi edinebileceği yegane kişi Sara'nın komşusudur. Bu yaşlı kadın sayesinde görme engelliler için kurulmuş bir grubun varlığını öğrenir. Oraya gittiğinde ise Sara'nın bir sevgilisi olduğunu duyar. Tüm bunlar olurken, peşinde onu takip eden biri olduğunu da fark edince, iyiden iyiye haklı olduğu sonucuna varmaya başlar. Ne polis, ne komşular ne de kocası, ona mantıklı bir sebep sunamamaktadır. Olayların üzerine gittikçe küçük ataklar geçirmeye devam eden Julia'nın ise tamamen kör olması an meselesidir.


Film gerek karanlık ortamıyla, gerek de başarılı oyunculuklarla insanı sıkmadan germeyi başarabiliyor. Olaylar ilerledikçe, izleyiciye yansıtılan duygular had safhaya çıkıyor ve merakın bir an olsun azalmasına izin vermiyor. Film, kör bir insan için hayatın zorluğunu, insanlara güvenebilmesini, yalnız kaldığında hayatla nasıl başa çıkabileceğini o kadar güzel yansıtıyor ki, kendinizi Julia'nın yerine koyuyor ve o kısıtlı yetisiyle bulmacayı siz de çözmeye çabalıyorsunuz. Julia'nın görmeye çalışıp göremediği kişileri izleyicinin de görmesine izin verilmiyor ve bu seyri daha da keyifli hâle getiriyor. Son zamanlarda güzel bir gerilim arayıp da bulamayanlar için Julia's Eyes, seyirciye istediğini yeterince veriyor.



IMDB


Related Posts with Thumbnails