My Friend Of Misery

Madness... is like gravity. All it takes is a little... Push!


Baby, it's a Wild World...

Sıradan gençlik dizilerinden gına mı geldi? Tek dertleri, o gün ne giyecekleri olan zengin bebeleri izlemekten sıkıldınız mı? Dedikoducu kızlar, bayık bakışlar, kimin eli kimin cebinde durumları artık size çekici gelmiyor mu? O zaman gelin sizi Skins ile tanıştıralım...

Zamanında az mı izledik Dawson's Creek'leri, The O.C'leri... Aynı ekolün devamı olarak da son zamanlarda Gossip Girl'ü görmekteyiz. Aslında Skins için "Daha çok seks, uyuşturucu ve skandal barındıran Gossip Girl” diyenler de var, ancak emin olun Skins, bunlardan çok daha fazla şeyi barındırıyor; gerçekliği...

2007 başında İngiltere'nin E4 kanalında yayınlanmaya başlayan Skins, Bristol'da yaşayan gençlerin hayatlarına odaklanıyor. Gençlerin hiçbiri de sütten çıkmış ak kaşık değil. Biri anoreksik, biri öğretmeniyle yatıyor, bir diğeri müslüman ve en yakın arkadaşının gay olmasını ailesine nasıl açıklayacağını düşünüyor ve bu liste uzayıp gidiyor. Anlayacağınız her birinin ciddi problemleri var. Dizi de sağ olsun, bizi üzmüyor ve her bir bölümü bir karaktere ayırarak, gençlerimizi daha da yakından tanımamızı ve dertlerine ortak olmamızı sağlıyor. Uyuşturucu, homoseksüellik, bozuk aile ilişkileri, seks, narsizm, antisosyallik, cinsel istismar, içine kapanıklık gibi gençler arasında yaygın olan sorunlara değinen Skins, daha ilk bölümüyle bile diğer gençlik dizilerinden ne kadar da farklı olduğunu, hayata pembe gözlüklerle değil de, tüm gerçekliğiyle baktığını bizlere kanıtlıyor. Bölümler ilerledikçe, bu gençlerin her birinin ne kadar da yapayalnız olduğunu görüyor ve başlarda komediymiş gibi gelen sahneler, leziz bir drama hâline dönüşüyor.

Evet, neredeyse tüm karakterlerimizin aile yaşantıları berbat. İngilizlerin gerçekten de çocuk yetiştirme konusunda ne kadar başarısız ve ilgisiz olduğunu gördükçe, "Ya ne olacaktı bu çocukların hâli, başlarında böyle ana baba oldukça" sözlerini söylemekten geri kalmıyor insan.



Ana karakterimiz Tony ile açılış yapan dizi, her bir bölümde bir diğer karakteri merkeze alarak ilerliyor. Çetenin ele başı konumundaki Tony'nin gruptaki herkese telefon etmesiyle ve onları akşam yapacakları partiye çağırmasıyla, diğer karakterlerle de tanışıyoruz; neredeyse ağzına düşecek olan sevgilisi Michelle, abayı Michelle'e çok fena yakmış olan en yakın arkadaşı Sid, Sid'e ayarlamaya çalıştıkları, ağzından her daim "Vay canına" lafı eksik olmayan anoreksiya hastası Cassie, Michelle'in en yakın arkadaşı ve en aklı başında olanları Jal, psikoloji öğretmenine yazan ve her daim kafası bir milyon olan Chris, dizinin gay kontenjanı, dans figürlerinin ustası olan Maxxie ve onun en yakın arkadaşı olan müslüman elemanımız Anwar...

Ne yazık ki dizinin sadece ilk iki sezonu bu karakterlerin hayatına odaklanarak geçiyor. Üçüncü sezondan itibaren, Tony'nin küçük kız kardeşi Effy ve arkadaşları çevresinde dönmeye başlıyor dizi. Ama karakterler değişiyor diye üzülmeyin, çünkü ilk iki sezonda ne ararsanız, çok daha fazlası üçüncü ve dördüncü sezonda da var.

Şayet son zamanlardaki lüzumsuz yere popüler olduğunu düşündüğünüz son derece yavan olan gençlik dizilerinden sıkıldıysanız ve farklı tatlar arıyorsanız, Skins'e bir göz atın, pişman olmayacaksınız...

IMDB


2 yorum:

SirEvo dedi ki...

Tamam yav sırf ben izliyeyim diye inceleme yazısı yazmana gerek yoktu, söz sınavlardan sonra izliyorum. :P

Misery dedi ki...

İzle tabii, o kadar çeviriyoruz :) Küfür dağarcığın genişler hem :P

Related Posts with Thumbnails